Keenan House’dan ittihad-ı İslam’a (II) İttihadın önündeki engeller

Ahmet Abdullah

Eğer biraz fıkıh kitapları karıştırılsa, temizlikte standardın ortalama Türk standartları olmadığı görülür. Dolayısıyla temizlik üzerinden üstünlük devşirmek, hem hakikatsiz, hem ayıp, hem de ittihadı en fazla zedeleyen davranışlardan birisi.


ÖNCEKİ YAZIDAN devam edersek. Oluşturulan sun’î sınırlar neticesinde, birbirleri ile çatışamayacak, kavga bile edemeyecek kadar birbirinden kopuk müslüman topluluklar ortaya çıkmış. Yüzlerce kilometre devam eden sınırlar evlilik ihtimallerini iptal etmiş ve en sıkı bağ olan akrabalık bağlarını ortadan kaldırmış.

Mesela Türkiye’de bütün bu korkunç şiddet tarihine rağmen bugün tabanda bir Kürt-Türk çatışması olmadığı gibi, elhamdülillah, küllî bir çözüme doğru yol alınıyorsa bu iki Müslüman topluluk arasında sınır olmaması ve evlilikler yoluyla köklü akrabalık ilişkilerinin tesis edilmesindendir. Öte yandan Kürdistan sınırının güney sınırlarının güneyiyle kuzeyi ve hatta kuzey sınırlarının iki tarafı arasında ciddî iktisadî farklılıklar bulunmasında bu millî sınırlar boyunca bölünmenin tesiri büyüktür.

Hangi dilde şakalaşabiliyoruz?

Peki, ‘Keenan House’ örneğinde olduğu üzere, eğitim gibi vesilelerle bir araya geldikleri zaman bile neden hala hakkıyla bir araya gelemiyor müslümanlar?

Herhalde bu hazin vaziyetin sebeplerinin başında ilk anlamıyla lisan geliyor. Müslümanların şu an ortak dili malum olduğu üzere Arapça değil İngilizce. Ancak gördüğüm kadarıyla, ana dili olanları hariç tutmak kaydıyla, bu en meşhur dili konuşanların da pek azı bu lisanda keyifle muhabbet edebiliyor. Keyifle muhabbet edecek kıvama gelinmeyince de en fazla konferanslarda bir araya geliyorsunuz.

Şakalaşırken yahut gözyaşı dökerken konuşamadığınız bir lisan, muhabbet, meveddet ve tesanüdü sağlamaya yetmiyor. Konuşmak mümkün olsa da zahmeti çok olduğundan ve ana dilin tadını vermediğinden herkes anadiline dönüyor ve haliyle halkalar daralıyor, daha kötüsü fena halde millîleşiyor, bölünüyor. Dilin bilinmediği durumları hiç saymıyorum zaten. O durumda yukarıdaki kelimeler hep zâid oluyor.

‘Et yemeklerine bal döküyorlar’

Bir diğer mesele ise kültürel farklılıklar. Bunun herhalde en bariz örneği Endonezyalılar ile Türklerin arasındaki münasebettir. Bir defasında iki aile bir olduk, ortak bir iftar verdik. 4-5 aileyi aynı anda ağırlayacaktık. Ben Endonezyalı aileyi de davet edelim dedim. İtirazlar geldi, ısrar ettim ama ikna edemedim. Şunu ileri sürdüler: ‘Eğer biz onları çağırırsak, muhakkak onlar da bizi çağırır. Bizse onların hiçbir yemeğini ağzımıza süremiyoruz. Çorbalara şeker katıyorlar, et yemeklerine bal döküyorlar. Dolayısıyla gidersek yiyemeyiz, çok ayıp olur.’

Haklı bir gerekçeydi ama bence çok şey kaybetmiştik. Bir şekilde idare ederiz diye düşünmüştüm. Yalnız bu meseleyi dahi küçümsememek gerektiğini düşünüyorum. Üstünü örtmek değil, çözümü üzerine temmül etmek lazım. Belki de nefislerimizi daha fazla zorlamalıyız. Ne de olsa dünyanın en mûnis insanlarından bahsediyoruz.

Temizlik ve fıkhî ihtilaflar

Bir diğer husus temizlik. Özellikle Araplarla ilgili olarak Türklerin habire gündeme getirmekten zevk aldıklarını düşündüğüm mesele. Bir defa şunu söylemeliyim: çok sefer müşahede ettim, en çok temizim diyen kimseler bile bazı alanlarda, evet, temiz oluyorlar ama başka bazı durumlarda aynı hassasiyeti muhafaza etmiyorlar. Tutarlı olacağım deyip hayatın her alanında titiz olanlar da genelde hijyen fetişisti, hasta tipler oluyor.

Dolayısıyla itiraf edelim, hiç kimse mükemmel temiz değil. Sonra, eğer biraz fıkıh kitapları karıştırılsa, standartların ortalama Türk standartları olmadığı görülür. Dolayısıyla bu mesele üzerinden üstünlük çıkartmak, hem hakikatsiz, hem ayıp, hem de ittihadı en fazla zedeleyen davranışlardan birisi. Bu noktada özeleştirilere çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Zikredeceğim son problem ise belki çözümü en zor olanı: fıkhî ihtilaflar. Bu hakikaten çok büyük bir sıkıntı. Zira Ramazan’ı, bayramı, seyranı zehir ediyor. En meşhuru ru’yet kavgası. Her sene tekrarlanıyor. Herkesin aynı mezhepten olduğu yerde bu problem sadece bir haber olarak gündeme geliyor ama işte böyle muhtelit ortamlarda ciddi bir ihtilaf sebebi olarak ortaya çıkıyor. İftar, imsak vakitleri ve mümâsilleri herkesçe bilinen meseleler.




@ahmetabdallah

  10.09.2014

© 2021 karakalem.net, Ahmet Abdullah




© 2000-2021 Karakalem Yayıncılık Ltd. Şti.
Tel: (0212) 511 7141  GSM: (0543) 904 6015
E-mail: karakalem@karakalem.net
Program & tasarım: Orhan Aykut